Günümüz şartlarında eğer hala bir müdahaleye gereksinim duyuluyorsa bu artık sosyal bir olaydır ve bu işlem yapılmalı mı yapılmamalı mı diye bir sorgulamaya gereksinim duyulmamalıdır. Kızlık zarının tamirinden bahsediyorum. Bu konuda insanlar ikiye bölünmüş durumdalar, bazı doktorlar da. Ama işin farklı boyutları var tabiî ki. Türkiye’ de doğuda da batıda da önemini koruyan bekâret kavramı günümüzde bu müdahalelerin yapılmasına sebeptir. Bu olayın sosyokültürel ve ekonomik durumla, hayat standardıyla, bilinçlilik seviyesiyle ilişkisi olmadığı gibi aynı kişilerin zaman içerisinde de farklı düşünebildikleri aşikârdır.
Bir gün odamda hastamla konuşurken bekleme salonunda bir gürültü duydum. Hemen ardından sekreter ve asistanlar yanıma gelip bir an önce gelen hastanın muayene olmak istediğini ve eşinin biraz da zorluk çıkardıklarından bahsettiler. Bekleyen hastalarımdan izin isteyip nazik bir şekilde sekreterlerime onları bir süre sonra alacağımı ve rahat olmaları gerektiğini söylemelerini istedim. Zamanı geldiğinde odama genç bir kadın, gözü yaşlı çırpınan bir anne ve sinirli genç bir adam girdi.
Sorun kızın bekaret kontrolü….
Sorun kızın ilişkide kanamaması….
Sorun kızın oğlana ve aileye uygun olup olmaması….
Gelgelelim kızın hikayesine.
Bir gün ortaokula giderken yakın bir akrabasının önce tacizine uğruyor, ne olduğunu, nasıl olduğunu daha anlamadan belli bir zaman sonra ilişkiye zorlanıyor ve nihai son. O günden sonra kız yemiyor, içmiyor, dersine çalışmıyor hep uyuyor. Abla önce bundan huzursuz oluyor ve kardeşiyle bunu paylaşıyor ve bu yükü birlikte taşımaya başlıyorlar. Fakat o kadar ağır bir yük ki bu, hafifletmenin tek yolunun onlardan daha büyük birine bunu söylemek olduğuna karar veriyorlar. Baba olamaz, abi olamaz, o zaman anneye bunu anlatmak gerekir diye düşünüyorlar. Anneye bunu anlattıklarında söyledikleri kadarıyla 3 günde 5 kilo veren anne, gözleri kan çanağına dönen anne, bunun altından nasıl kalkacağını, yapanın cezasız kalmaması gerektiğini ama bunu biriyle paylaştığında çevrede kızına nasıl bakılacağını bildiği için bunu yapamayacağını söylüyor. Anne kızın hayatı boyunca tabiî ki kendisiyle yaşayabileceğini söylese de kızının karşısına biri çıktığında bunu onlara nasıl anlatacağını düşünerek yıllarını geçiriyor ve sonunda bu düşündüğü başına geliyor. Babanın asla ret edemediği bir aile, kızı istemeye geliyor, burada annenin söz sahibi olması imkansız hale geliyor tabi. Kız, babasının isteğiyle bu aileye gelin veriliyor ve gece yaşanan tatsızlığın ardından katledilmesinden korktuğu kızının hayatını kurtarmak isteyen anne de hemen koşup kızıyla beraber kliniğe geliyor. O gün benim için kötü bir gündü. Bir kadın olarak da bir hekim olarak da içinde bulunduğum durumdan inanılmaz büyük üzüntü duyduğumu söylemeliyim. Öncelikle psikologumuzdan da destek alarak genç kadının eşiyle uzun uzadıya görüşmeler yaptık ve durum hakkında bilgilendirilmesini sağladık. Daha sonra eşinin bu durumdaki mağduriyetinin herkesin mağduriyetinden büyük olduğunu ona bütün içtenliğimizle anlattık. Kolay olmadı ve şansımız da yaver gitti doğrusu. Genç adamı ikna ettik ve evlendiği kadını kaybetmek istemeyen adam, eşini bütün hayatı boyunca yanında istediğine karar verdi. Ailesinin geri kalanıyla bunu paylaşmasının mümkün olmadığını ve aramızda sır olarak kalacağını söyleyerek eşinin eşinden tutarak klinikten ayrıldı. Aradan yıllar geçti ama hatırladığım kadarıyla daha sonra birlikte psikolojik destek de almışlardı. Bu elbette son derece şanslı olduğumuz bir vakaydı. Maalesef bu tür durumlar her zaman böyle sonuçlanmıyor. Töre cinayetlerinin başını alıp gittiği bir coğrafyada, kimse kızlık zarının dikilmesini isteyen bir kadına layığıyla kızamayacak, onu çok da yadırgayamayacaktır. Bu elbette kendini ve karşındakini aldatmak olarak da algılanabilir fakat bu durumu yaratan toplumun hiç mi suçu yok?
‘’Bu bilgiler ekibimizin ve psikologların yardımıyla aldığımız fikirler, çeşitli ailelerden edinilen enstantanelerdir’’
Ne sebeple olursa olsun eğer bir kadın kızlık zarı dikimi talebiylegelirse bazı doktorlar “ben bu müdahaleyi yapmıyorum” bazı doktorlar ise ‘’yaparız’’ diyebilir.
Evet bu müdahaleyi olmak isteyen çiftler, kadınlar ya da aileler gazetelerden, dergilerden ve internetten araştırmış, olaya hakim olarak gelmekteler. Olayın ne kadar süreceği, riskleri, nasıl yapıldığı ya da çeşitleri bilinmekte. Fakat başvurduğu her doktora da bunları tekrar tekrar sorup ilişkide kanama yüzdesinin kaç olduğu sorusunun cevabını bilmek isteyenler de az değil.
Genç kadın düğününe az kalmışken ve bunu nasıl halledebileceğini kara kara düşünürken kız arkadaşlarıyla bunu paylaştığında ya da kendi araştırdığında birinci müdahaleyle karşı karşıya gelmektedir. Bunun ismi düğün tamiridir. Bu zamana kadar beklemiştir ya evlenmekten nasıl vazgeçebilirim diye kaçış yolu bulamamıştır ya da sadece bu işlemi bilmektedir. Kalıcı olan uzun süre önceden de yapılabilen operasyonu bilmemektedir. Düğün tamiri ilişkiye girmeden 3- 6 gün önce yapılabilir. 10- 15 dakika sürer ve sadece o bölge uyuşturularak yapılır. Kızlar zaman yaklaştıkça daha endişeli olur ve bu kısa süreye bunu sıkıştırmak istemedikleri için düğün tamirini pek tercih etmezler. Aslında bu da doğru ellerde yapıldığında çok başarılı bir operasyon olarak sorunsuz karşımıza çıkmaktadır. Bu operasyonda doktor o zamana kadar dayanabilecek iplik seçer ve ilişkide kanamayı sağlayacak bir girişim uygular. Sonrasında yapılması ya da yapılmaması gerekenler doktor tarafından anlatılmaktadır. Eğer başarılı bir işlem gerçekleşmişse sonrasında istenmeyen bir durumla karşılaşılması yok denecek kadar az bir ihtimaldir.
İkinci işlem ise kalıcı tamirdir, zaman açısından problemi olmayan kızların tercih ettiği operasyondur. Bu düğün tamirinden daha uzun süren bir işlemdir. 15- 25 dakika sürebilir. Genellikle anestezi altında tercih edilir. İyileşmesi biraz uzun sürdüğü için düğün öncesi kadar kısa süresi olanlarda tercih edilmez. En az 1- 1, 5 aylık bir iyileşme süresi gerekir. Bir sonraki adetinden sonra kontrole çağrılıp operasyon değerlendirilir. Bu işlem yaptıranların operasyon sonrası kafası rahat olur. Eğer işlem başarılı geçmişse sonrasında bir problemle karşılaşma ihtimali düşüktür. İşlemin başarısı doktorun tekniğine, tecrübesine bağlı olduğu kadar temel olan dokular ve yapılan müdahaleye vücudun tepkisidir. Bir diğer önemli olan faktörde sonrasında olabilecek problemlerden sakınmaktır. O bölgenin kuruluğu çok önemlidir. İltihaplanmaması için doktorun önerilerine uymak gerekir. Genellikle bu operasyonun yapılması adet bitiminden hemen sonra tercih edilir ki diğer adet tarihine kadar iyileşsin ve tamir yapılan bölgenin bu döneminde olabilecek iltihap riski en az olsun.
Operasyonların maddi boyutu da geniş bir yelpazededir. İki operasyon birbirinden farklı olduğu için ödenecek ücretler de birbirinden farklıdır.
Hangi tür operasyon yapılırsa yapılsın amaç doktor için problemsiz bir müdahale gerçekleştirmek, yaptıran için ise ilişki sonrasında yüzünün gülmesidir. Yapılması gereken başta bu konuda her açıdan güvenilebilecek bir doktor seçmek ve yapılması ve yapılmaması gerekenlere harfiyen uymaktır. Yapılması gereken esas önemli durum ise kızın ve ailenin mutlak profesyonel olarak bir psikologla bu durumu konuşmak ve bir yol haritası çizmek olmalıdır.